Uygulamada sık sık mirasçıların mal kaçırdığına tanık olmaktayız. Hukuken de bu durum önemli bir konu olup tapu iptal ve tescil davalarında sık sık gündeme gelmektedir. Konunun anlaşılması için öncelikle temek konudan bahsedelim.
Mal kaçırma muris muvazaası demek peki muvazaa nedir?
Sözleşmenin her iki tarafının da bilerek ve isteyerek görünürdeki işlemi, üçüncü kişileri aldatmak amacıyla iradelerinden farklı yansıtmalarına muvazaa denmektedir. Muvazaa mutlak ve nispi olarak ikiye ayrılır.
Tarafların aslında hiçbir işlem yapmamalarına rağmen üçüncü kişilere ortada bir hukuki işlem varmış gibi göstermeleri “mutlak muvazaa”, tarafların iradelerinin gerçekten bir hukukî işlem yapmak isteyip de üçüncü kişilerde başka bir hukukî işlemin kurulduğu görüşünü yaratma amacı ile irade açıklamasında bulunmalarına “nispi muvazaa” denmektedir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. Maddesi’nde muvazaa “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” şeklinde yer almıştır. İşbu düzenleme uyarınca muvazaalı sözleşme, tarafların iradelerine uygun olmadığından hükümsüz olup tarafların gerçek iradeleri önem kazanmaktadır.
Mal kaçırma (muris muvazaası) karşımıza nasıl çıkar?
Miras bırakanın temel iradesi malını karşı yana bağışlamak olup sözleşmenin diğer tarafı da bu iradeye sahiptir. Ancak görünürdeki işlem (üçüncü kişilerce bilinen işlem) satış yahut ölünceye kadar bakma sözleşmesi olup asıl irade görünen işlemin arkasına saklanmaktadır. Miras bırakanın buradaki temel amacı mirasçılardan mal kaçırmaktır. Yani muris muvazaasında aldatma iradesinde olan miras bırakan, aldatılmak istenen kişi ise mirasçıdır. Muris(mirasbırakan), mirasçıların ileride dava açarak miras paylarına ulaşmalarını engellemeyi amaçlamıştır. Aşağıda yer alan örnek ile muris muvazaası daha iyi anlaşılacaktır.
Örnek: A, taşınmazını B’ye bağışlamak istemektedir. A’nın amacı ileride mirasçılarının bu taşınmaza ilişkin hak talep etmelerini engellemek, mirasçılarından mal kaçırmaktır. Ancak A, tapuda bu işlemi bağışlama olarak değil satış işlemi olarak göstermiştir. Bu durumda görünürdeki işlem satış, gizli işlem bağışlama, taraflar arasındaki anlaşma ise muvazaa anlaşmasıdır. Bağışlama işlemi, satış işleminin arkasına saklanmış haldedir.
Mirasçıların, mirastaki paylarının kaçırıldığından bahisle dava açabileceği, uygulamada karşımıza oldukça sık çıkan haller nelerdir?
- Miras bırakanın (genelde baba yahut anne) hayattayken çocuklarından birine diğer çocuklarından mal kaçırma amacıyla ev, tarla, arsa, bağ vb. taşınmazını tapuda satış olarak göstermesi (Miras bırakan her ne kadar satış olarak gösterse de gerçekte devredilen tapu için devrettiği kişiden para almamıştır.)
- Miras bırakan babanın, vefatı sonrasında taşınmazının kız çocuklarına kalmasını istememesi sebebiyle erkek çocuklarına devir/satış göstermesi
- Birden fazla evlilik gerçekleştiren miras bırakanın (genelde baba yahut anne) ilk evliliğinden olan çocuklarının taşınmazlardan paylarını alamamaları için ikinci evliliğinden olan eşine yahut ikinci evliliğinden olan çocuklarına devir/satış göstermesi
- Yine birden fazla evlilik gerçekleştiren miras bırakanın, son evliliğinden olan çocuklarına ve eşine miras kalmaması adına taşınmazını önceki evliliğinden olan çocuklarına devir/satış göstermesi
- Miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazını hayatta iken kardeşine, amca- dayı gibi yakın akrabasına yahut aile dostuna satış olarak göstermesi
Muris Muvazaası Sebebiyle Tapu İptal ve Tescil Davası Açılabilir mi?
Türk Medeni Kanunu Madde 1024 “Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.” şeklindedir. Miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırma amacı güderek taşınmazlarının tesciline ilişkin gerçekleştirdiği muvazaalı işlemlerinde yolsuz tescil olduğu açıktır. Bu durumda hak kaybına uğrayan kişilerin, miras bırakan tarafından gerçekleştirilen yolsuz tescilin iptali için “Tapu iptal ve Tescil Davası” açması mümkündür.
İşbu davalarda miras bırakanın gerçek iradesinin ne olduğunun ortaya konması önemlidir. Bu hususun belirlenmesinde mahkemelerce murisin mali durumu, devralan mirasçının mali durumu ilk olarak araştırılacak hususlardır. Yargıtay kararlarında yörenin gelenekleri (o bölgede kızların mirastan pay almayacağına dair genel bir kanı söz konusu ise), toplumsal eğilimleri, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin olup olmadığı (murise uzun süre tek başına bakan evlat olduğu iddiası), satış bedeli ile gerçek bedel arasındaki fark ve aile içi ilişkilerde araştırılması gereken konular arasında sayılmaktadır. Bu sayılan kriterle murisin gerçek iradesi ortaya konulacaktır.
Yani mirastan mal kaçırılma amacının söz konusu olduğunu iddia eden mirasçıların, miras bırakan tarafından yapılan işlemin muvazaalı olduğunu ispatlamaları gerekmektedir. Mirasçılar her türlü delil ile muvazaanın varlığını, miras bırakanın amacını ispatlayabilirler.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1218 E., 2021/688 K. Sayılı İlamının konuya ilişkin ilgili kısmı şöyledir:
“Davayı açan mirasçılar, miras bırakan ile davalı arasındaki sözleşmenin dışında olduklarından üçüncü kişi konumundadırlar. Bu nedenle iddialarını tanık dâhil olmak üzere her türlü delille kanıtlamaları mümkündür. Kanunen kendilerine intikal etmesi gereken miras haklarına, miras bırakan tarafından danışıklı olarak yapılan sözleşme ile engel olunduğundan bu sözleşmenin muvazaalı olduğunu ileri sürerek iptalini istemekte hukukî yararlarının bulunduğu açıktır. Ancak bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması ise genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanması yanında, birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.” İşbu genel kurul kararı ile mal kaçırma iradesinin ispatı konusunda mahkemelerin nelere dikkat ettiği, her türlü delille ispatlanabileceği açıkça görülmektedir.
Mal kaçırma sebebiyle tapu iptal ve tescil davalarında görevli ve yetkili mahkeme neresidir? Kimler tarafından açılabilir? Kime karşı açılabilir?
Miras bırakanın mal kaçırma amacı ile muvazaalı işlem gerçekleştirdiğinden bahisle tapu iptal ve tescil davasında görevli ve yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Miras bırakanın, muvazaalı işlemleri sebebiyle miras hakkı zedelenen her kişi işbu davayı açabilir. Burada davayı açacak mirasçı tek başına açabileceği gibi diğer mirasçılarla birlikte de açabilecektir. Mirası reddeden kişiler, miras hakkından feragat etmiş kişiler ve mirasçılıktan çıkarılan kimseler ise iş bu davayı açamayacaklardır.
Bahsi geçen dava, taşınmazı miras bırakandan devralan kişiye karşı açılacaktır. Bu kişi ölmüş ise bu dava, ölenin mirasçılarına veya aynı taşınmazı kötü niyetli olarak devralan 3. Kişilere yöneltilecektir.
Mal kaçırma sebebiyle tapu iptal ve tescil davalarında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler nedir?
İşbu dava mülkiyet hakkına ilişkin olduğundan herhangi zamanaşımı yahut hak düşürücü süreye tabi değildir. Ancak dikkat edilmelidir ki mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Mirasçı sıfatı ve bu sıfat sebebiyle kazanılan hak, miras bırakanın ölümü ile ortaya çıkacaktır. Bu nedenle miras bırakan vefat etmeden davayı açmak mümkün değildir.
Sonuç itibariyle miras bırakanın muvazaalı işlemleri neticesinde çiğnenen miras haklarına ilişkin her mirasçı, “Tapu İptal ve Tescil Davası” açabilir. Miras bırakanın mal kaçırma niyetiyle muvazaalı işlem gerçekleştirdiği yönünde iddiada bulunan mirasçılar, iddiasını ispatlamalıdır. Her olayın somut özelliklerine göre ispat koşulları ve araçları elbette ki değişecektir. Yukarıda açıkladığımız tüm bilgiler mal kaçırma sebebiyle açılan tapu iptal ve tescil davasına ilişkin genel bilgiler içermekte olup konunun başka birçok ayrıntısı mevcuttur. Somut olaya göre tüm ayrıntılar değerlendirilerek ilerleme katedilme amacıyla avukatınıza danışmanızı öneririz
Av. Havva KÜLÜĞ & Av. Fatma Nurşan OFLUOĞLU