Kefil olmak, kefalet sözleşmesiyle asıl borçlunun borcu ifa edememe riskini üstlenerek alacaklıya teminat vermektir. Kefil olmak ne demek denildiğinde ilk olarak kefalet sözleşmesi irdelenmelidir.
Kefalet sözleşmesi de kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir.
Peki kefil olmamızı sağlayan kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları nelerdir?
- Kefalet sözleşmesinin mevcut ve geçerli bir borç için yapılmış olmalıdır. Ancak gelecekte doğacak veya koşula bağlı bir borç için de, bu borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade etmek üzere kurulmalıdır.
- Kefalet sözleşmesinin şekil şartı yazılı olarak yapılmasıdır. Kefilin sorumluluğunun borcun belli bir miktarı ile sınırlandırılması konusunda yapılacak düzenlemelerde de yazılı şekil şartının aranacağıdır.
- Kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmelidir.
- Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmelidir.
- Eşlerden biri kefil olacaksa diğer eşin yazılı rızasını almalıdır. Bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. [Kefilin sorumluluğu azaltan durumlarda rıza aranmaz. (diğer istisnalar için Türk Borçlar Kanunu m.584)]
- Kefilin sorumluluğu, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azamî miktara kadardır. Sözleşmede açıkça kararlaştırılmamışsa kefil, borçlunun sadece kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumludur.
- Kefilin, asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan sorumlu olacağına ilişkin anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
- Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.
- Kefalet sözleşmesinin temsil yoluyla akdedilebilmesi için temsilcinin özel olarak yetkilendirilmiş bulunması ve bu yetkilendirme de yazılı şekilde yapılmalıdır.
- Eğer kefalet sözleşmesinde asıl borç sona erse dahi, kefilin sorumlu olmaya devam edeceğine ilişkin bir hükme yer verilmişse, bu takdirde artık söz konusu teminat kefalet olarak nitelendirilemez.
- Kefalet sözleşmesinde limitinin TL ile gösterilme zorunluluğu olmadığından kefalet limitinin yabancı para ile gösterilmesi de mümkündür.
Kefilin borcundan kurtulması:
Hangi sebeple olursa olsun, asıl borç sona erince, kefil de borcundan kurtulur.
Alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmez, ağır kusuruyla mevcut belgeleri veya rehinleri ya da sorumlu olduğu diğer güvenceleri elinden çıkarırsa, kefil borcundan kurtulur. Bu durumda kefil, ödediğinin geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir. (diğer yazılar vd.)
Borçlunun iflası sebebiyle olsa bile, borç muaccel olduğu takdirde kefil, alacaklıdan yapacağı ödemeyi kabul etmesini her zaman isteyebilir. Alacaklı haklı bir sebep olmaksızın ödemeyi kabul etmekten kaçınırsa, kefil borcundan kurtulur.
Kefil borçludan, güvence verilmesini ve borçtan kurtarılmasını isteyebilir, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur ve bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir. Borcu tamamen veya kısmen ödeyen kefil, durumu borçluya bildirmek zorundadır.
Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
Kefalet sözleşmesinden dönme:
Gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyi niyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir. Kefil, alacaklının kefalete güvenmesi sebebiyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
Ek olarak kefil, asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün itirazları alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmek zorundadır. Alacaklı da borcu ödeyen kefile haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.
Ek olarak kredi kartı sözleşmesi yapılırken, kira sözleşmesi yimzalanırken teminat veren kişinin teminat taahhüdünün niteliğine bakması neye imza attığına dikkat etmesinde yarar vardır.