Birden çok işverenin olması durumunda sorumluluk ve işverenler arasındaki hizmet alım sözleşmesi:
İşverenler arasındaki hizmet alım sözleşmesi detaylandırılacak, içtihatlardan yola çıkarak işçilerin birden çok işveren tarafından çalıştırılması halinde işverenlerden birinin işçinin işçilik alacaklarını ödemesi halinde işverenlerin kendi içindeki hukuki ilişkisi ve işverenlerin işçilerle hukuki ilişkisi nasıl olacak bu konu ortaya konulacaktır.
- Birden fazla işveren tarafından çalıştırılan işçiye karşı tüm işverenler müteselsilen sorumludur. Burada işverenlerden biri asıl işveren biri alt işveren olacaktır. Bu iki işveren arasındaki ilişkiye bakmak için taşeron ne demek konulu içeriğimize göz atabilirsiniz.
- Burada önemli olan husus bu iki ya da varsa daha çok işverenin birbirlerine karşı olan sorumluluğudur. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; işverenler arasında yapılan sözleşme var mı varsa sözleşmenin neleri kapsadığı en önemli unsurdur. İşverenler birinin işçiye ödeme yapması halinde işverenler arasında yapılan sözleşmeye göre işverenlerin birbirlerinden talepleri gündeme gelebilecektir. Bunun için de işverenler arasındaki hizmet alım sözleşmelesi ne bakılmalıdır.
İşverenler arasındaki sözleşme hizmet alım sözleşmesi dir. Hizmet alım sözleşmesi; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmedir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.
İşçilik alacakları bakımından;
- İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
- Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
- İhbar tazminatından son işveren sorumludur.
- Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları işçinin alacaklarından hangi işverenin sorumlu olduğuna değinmiştir. Buna değinirken de hizmet alım sözleşmesi gündeme gelmektedir. Nitekim içtihatlar doğrultusunda sözleşmede tarafların yükümlülüklerine göre inceleme yapılacağı açıktır.
Aşağıda detayları belirtilen içtihatda da hizmet alım sözleşmesi nin sonuçları ele alınmıştır.
“Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu’nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır.” Daha fazla detay için içtihatları incelemeniz, uyuşmazlığın çözümü için danışmanlık almanız önerilmektedir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2021/983 E., 2021/293 K.
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davalı … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirketler arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme kapsamında davalı tarafından çalıştırılan dava dışı işçinin müvekkili aleyhine açtığı işçilik alacakları ile ilgili davanın işçi lehine sonuçlandığını ve bu kapsamda müvekkili tarafından dava dışı işçiye icra takibi sonucunda ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemeden sözleşme hükümlerine göre davalıların sorumlu olduğunu, müvekkili tarafından ödenen bedelin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Ltd. Şti. ve davalı … Tem. Hiz. A.Ş. vekilleri davanın reddini istemiş diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının, davalılar ile yapılan sözleşme kapsamında SGK kayıtlarına göre davalılar bünyesinde çalışan işçiye yapılan ödemeyi aralarında imzalanan sözleşme hükümlerine göre davalılardan talep edebileceği, son yüklenicinin tüm, diğer yüklenicilerin çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı … Tem. Hiz. A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.
İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile ödenen bedelin tamamından son işverenin sorumlu tutulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Hiz. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı … Hiz. A.Ş. yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.02.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/1118 E., 2023/1683 K.
I. BAŞVURU:
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi Başkanı … tarafından 05.01.2023 tarihli dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu’na başvuru yapılmıştır.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu’nun 02.02.2023 tarih ve 2023/2 E. – 2023/3 K., sayılı kararı ile; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin 2022/2056 E ve 2022/557 K. sayılı kesin nitelikteki kararı ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin 2020/367 E. ve 2022/744 K. sayılı kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğuna ve uyuşmazlığın giderilmesi için dosyanın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 01.12.2022 tarih ve 2022/2056-2022/557 esas ve karar sayılı ilamı ile “İşçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işverenin (yüklenicinin) işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, “asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına” dair bir hüküm bulunmaması durumunda, asıl işverenin bu sıfatla işçiye ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden (yüklenicilerden) rücuen talep etme hakkı bulunduğunun kabulüne karar verilmiştir. Bu bağlamda, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa dair herhangi bir hüküm bulunmaması halinde, asıl işverenin ödediği tazminatın tamamını, alt işveren (yükleniciden) tahsilini isteyebileceğini belirtmektedir.
B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 13.04.2022 tarih 2020/367-2022/744 esas ve karar sayılı ilâmında, hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde, yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işverenin ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebileceği, aksi halde, TBK’nın 167. maddesine göre tarafların eşit oranda sorumlu olduğuna karar verilmiştir. Bu bağlamda, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa ilişkin bir düzenleme bulunmaması hâlinde, tarafların eşit oranda sorumlu olacağını belirtmektedir.
GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamında, asıl işverence, alt işveren işçilerine ödenen işçilik alacaklarından tarafların iç ilişkideki sorumluluğunun nasıl belirlenmesi gerektiğine ilişkindir.
B. İlgili Hukuk
1. Bölge adliye mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukukî dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 35 nci maddesinde yer alan düzenlemedir.
2. Uyuşmazlığa uygulanması gerekli olan düzenlemeler, 4857 sayılı İş Kanunu, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesi’ndeki kıdem tazminatı alacağına ilişkin hüküm, Türk Borçlar Kanunu’nun 393 ilâ 447 nci maddelerindeki genel nitelikteki hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, Türk Borçlar Kanunu’nun 61 ve 62 nci maddeleri’nde yer alan müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler, Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği, Hizmet İşleri Genel Şartnamesi ve taraflar arasındaki hizmet sözleşmeleridir.
C. Değerlendirme
1.Hizmet alım sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların giderilmesi, bu sözleşmeler, ticarî nitelikte ve tacirler arasında yapılmış ise, Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nce; sözleşmenin bir tarafının kamu idaresi olduğu hâllerde ise, Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesi’nce çözüme kavuşturulmuştur. 30.01.2019 tarih ve 2019/1 sayılı Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun İş Bölümüne İlişkin Kararı uyarınca, tarafların sıfatına bakılmaksızın tüm hizmet sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesi iş bölümü itibariyle görevli kılınmıştır.
2. Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesi’nin iş bölümü itibariyle görevine giren, tarafları tacir olan ve ticarî nitelik arz eden hizmet sözleşmelerindeki uygulamaları, tamamı aşağıda yazılı emsal bozma ilâmında belirtildiği şekildedir.
Buna göre; ”İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.
İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.” (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 25.01.2021 tarih ve 2019/2330 E. – 2021/175).
3. Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14’ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alım sözleşmesi nde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alım sözleşmesi nde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu’nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır.
4. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14’üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir.
V. KARAR
1. Yukarıdaki gerekçelerle; hizmet alım sözleşmesinde herhangi bir hüküm bulunmaması hâlinde, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödediği işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin (alt işveren) sorumluluğun mevcut olduğuna,
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin uygulaması doğrultusunda giderilmesine,
3. Dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’na gönderilmesine,
4. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği’ne gönderilmesine,
05.05.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Av. Havva KÜLÜĞ